5,56X45 mm Iwi Galil Ace-n

0
242

İyi tanıdığımız Galil yenilenmiş: İskeletin alt yarısı polimer, yeni dipçik grubu, kumandalar için yeni ergonomik düzenleme, NATO standardına uygun şarjörler. Her türlü ihtiyaca uyarlanabilen farklı namlu donanımları sayesinde bu zengin içerikli seri 7,62x39mm ya da 7,62x51mm çaplara da adapte edilebiliyor

Ysrael Galil ve Ya’akov Lior tarafından “Galil” projesi hayata geçirildiğinde, bu silaha bir acil durum nedeniyle ihtiyaç duyulmuştu. 1973 yılında İsrail ordusu Belçika yapımı Fal saldırı tüfeğinin iki farklı versiyonu ile donatılmıştı: Aleph modeli bireysel silah, ağır namlulu ve bipod sehpalı Beth modeli ise takım silahı olarak kullanılıyordu. Orta Doğu’nun savaş alanlarında bu modellerin her ikisi de bazı açılardan sınırlı kalabiliyor, özellikle mekanize operasyonlarda ağırlık ve irilik gibi özellikleri kısıtlayıcı unsur olabiliyordu. Yom Kippur savaşında askerler hafiflik ve kompaktlık gibi niteliklere önem vermişlerdi (örneğin Golan tugayının piyade birlikleri Hermon dağını geri alırken 9×19 Uzi donanımına sahipti), ama hafif ve kompakt silah tercihi AK 47 donanımlı Suriye ordusuna karşında ise ters tepmişti. Sinai cephesinde de Mısırlıların kullandığı AK modeli silahlar güvenilirlik ve kontrol edilebilirlik gibi özellikleri açısından öne çıkmış, o devir için kompakt sayılabilen yapılarıyla mekanize piyade birliklerine uygun silahlar olarak tercih edilmişlerdi. 1973 yılındaki savaş çok zorlansa da İsrail’in lehine bittikten sonra, İsrail savunma bakanlığı silah tercihi konusunu mercek altın almış ve bu araştırma sonucunda kendi askerlerinin de AK 47 modelini kullanmak istedikleri ortaya çıkmıştı.

O devirde ABD de yoğun bir şekilde Orta Doğu oyununa müdahil olmaya başlamış ve o zamana kadar İsrail’in baş askeri müttefiki ve silah tedarikçisi konumundaki Fransa’nın yerini almaya başlamıştı. İşte böylece Amerika’dan yeni silahlar, yeni mühimmat, yeni uçaklar, yeni sistemler ve tanklar geldi. İsrailliler bunları kendi ihtiyaçlarına uygun hale dönüştürdüler, ama tabii ki Amerikalılardan Rus yapımı M43 fişeklerini üretmesini isteyemediler. O devirde Amerikalıların kullandığı fişek 5,56 mm çaplı M193 idi ve bu fişekte kullanılan 55 grain’lik mermi çekirdeği 20 inç uzunlukta 1:12 inç hatveli namluda en iyi performansı verebilecek şekilde optimize edilmişti.

Ace silah ailesi. Yukarıdan aşağıya: 7,62×51 çaplı ve 18 inç namlulu Ace- 52L; 5,56×45 çaplı ama Galil şarjörlü ve 8,46 inç namlulu Ace-21; 7,62×39 çaplı ve 8,46 inç namlulu Ace-31

Galil ve Lior çalışmalarını bu fişek ve onun balistik parametreleri üzerinde yoğunlaştırdılar ve belki de o zamana kadar AK 47 tarzında 5,56×45 çaplı mühimmat kullanan en iyi saldırı tüfeğini geliştirdiler. Bu tüfek gerçekten sağlam ve güvenilir bir hizmet silahıydı. Ama bir sorun vardı. Rus yapımı Ak tüfeklerin çelik sac malzemeden baskı yöntemiyle elde ettikleri kasa üzerindeki çatlaklardan kurtulmak için, İsrailliler tüfeğin sürgü mekanizmasını dolu metali işleyerek imal etme yoluna gitmişlerdi. Bu da tüfeğin feci halde ağır olmasına yol açıyordu. Koltuk değneği tipi dipçik taşıma işini kolaylaştırmak için katlanır tipte yapılmıştı, ama o da aynen öndeki çift ayaklı sehpa, taşıma kulpu ve 35 fişeklik çelik şarjörler gibi ağırlığı arttıran elemanlardan biriydi. 1975 yılında ABD’nin İsrail’e askeri yardım programının onaylanmasıyla birlikte yollanan M16A1 tüfekler, artık devriye gezerken 4.000 gramın üzerinde silahı elinde taşımaktan kurtulacak olan İsrailli piyadelere ilaç gibi geldi. İsrailliler M16 tüfeklerinin nasıl etkin ve güvenilir durumda tutulabileceğine de bir çare bulmuşlardı ve bunları sürekli çoğaltıyorlardı. Kendi ulusal silahları Galil ise Knesset girişindeki polis muhafızları dışında bütün birimlere dağıtılmıştı.

Galil modeli bazı Güney Amerika orduları tarafından da kullanıldı ve halen de kullanılıyor. IWI firması bu silahı iyileştirmeyi başarıyla sürdürdü ve malzeme ile ağırlık gibi unsurlara müdahale ederek ergonomi ve aşırı kilo sorunlarını çözerek “Galil Ace” adıyla yeni bir versiyon üretti. Bu versiyonun en modern ve gelişmiş tipi ise “Ace-N”. Silahın ağırlığının azaltılması alt çerçeve yeniden tasarlanarak sağlandı. Bu parça yine dolu malzemeden elde ediliyor ama, çelik ve polimer alaşımı kullanıldığından daha hafif oluyor.

MEKANİZMA VE ÇALIŞMA SİSTEMİ

Silahın mekanizması ana hatlarıyla AK 47 modelindekinin aynısı: Uzun hareketli pistona sahip gaz geri kazanım sistemi ve döner kafalı sürgü mevcut. Sürgünün büyük ve sağlam kilit tırnakları kubuzdaki yuvalar içine geçiyor. Döner sürgü ise, Nato 5,56 küçük fişeğin sürüldüğü alın kısmının boyutu hariç, Rus silahınki ile birebir aynı. Sürgü yatağında yeniden tasarlanmış olmanın izleri görülüyor. Orijinal Galil modelinde kurma kolu yukarı kıvrık durumdaydı ve atıcı sağ eliyle tüfeği hedefe nişan almış şekilde tutarken sol eliyle sürgüyü çekiyor, bunun için silahı döndürmesine gerek kalmıyordu. Ace modelinde kurma kolu daha ergonomik olması ve kolay kurulabilmesi için direkt olarak sol tarafa kaydırılmış. Sağ tarafta, sürgü gövdesi üzerinde derin bir oyuk açılmış ve bunun öncelikli amacı hafifleştirme işlemi gerçekleştirmek. Sürgü yatağının ön-üst tarafında kalıcı şekilde duran uzun kurma kolu var ve bu kol gaz sistemi pistonuyla son buluyor. Bu kolun arka kısmı icra yayı ve kılavuzunu barındırmak amacıyla içe doğru oyuk. İcra yayı kılavuzunun son bölümü, üste kapak takıldığında daha sağlam oturması için Rus modelindekine göre biraz daha büyük tasarlanmış. Bu aslında önemli bir ayrıntı, zira IWI mühendisleri bu parça üzerine metalik gez yerleştirdikleri gibi, bir de Picatinny standardında boylu boyunca uzanan kızak var. Buna görevin gerektirdiği her türlü dürbün ve optik sistem monte edilebiliyor.

1. Emniyet/atış selektörü ve şarjör kilidinin hemen üzerinde sürgüyü kapatan yuvarlak düğme görülüyor. Şarjör kilit butonunun yeri de tetiğe çok yakın ve işaret parmağıyla kolayca müdahale edilebilecek bir pozisyonda.


2. Kapanış pozisyonundaki sürgü yatağı ve kovan fırlatma penceresi. Görüldüğü gibi sürgü yatağına frezeyle hafifletme amaçlı inceltmeler yapılmış.


3. Silahın sol tarafı. Kurma kolu silahı kurarken nişan pozisyonunu terk etmemek ya da engellememek amacıyla bu tarafa alınmış. Ayrıca yayla çalışan yandaki seyyar siperlik de görülüyor. Bu siperliğin amacı sürgü kanalına toz ve yabancı cisim girmesini önlemek.

FARKLI NAMLULAR

Namlu soğu dövme tekniğiyle üretilmiş. Sağa kıvrımlı yivlerin hatve oranı 1:7 inç ve bu yivler 62 grain çekirdekli Nato SS109 ve M855 fişekler için optimize edilmişler. Aslında İsrail piyade birliklerinde halâ 55 grain çekirdekli M193 mühimmat kullanmaya devam ediyor ve NATO mühimmatı Designated marksman rifle (tescilli nişancı tüfeği) tüfeklere saklıyor. Namlu üzerinde bir alev gizleyen var ve halen Amerikan M16A2-M4 modellerinde kullanılana benziyor. Yan taraflarında beş adet pencere bulunan bu alev gizleyenlerin alt kısımları gazın kaldırdığı tozu azaltmak için kapalı tasarlanmış, çünkü kalkan bu toz atıcının yerini belli edebiliyor; ayrıca alt kısmın kapalı olması namlu şahlanmasına karşı da etkili.

Namlunun içi korozyona karşı krom kaplanmış. 5,56×45 çaplı Ace-N modelinin kullanılan namlu uzunluğuna göre değişen üç farklı versiyonu var: Ace-N 21 versiyonu 8,46 inç (215 mm) uzunlukta, Ace22-N 13 inç (332 mm) uzunlukta ve Ace-N23 ise 18 inç (460 mm) uzunlukta namlu donanımına sahip. Ace, çok sayıda değişkeni ve çapı olan bir tüfek serisi; alt gövdenin (lower receiver) polimer malzemeden yapılmış modüler kısmı amaca özel olarak tasarlanmış olduğundan her türlü dönüştürme işlemine adapte olabiliyor. Nitekim 7,62x51mm çaplı olan Ace52, 52L ve 53 versiyonları var ve bunlar sırasıyla 16, 18 ve 20 inç uzunlukta namlularla donatılmış. Bir diğer versiyon 5,56x45mm çaplı olan Ace 21, 22 ve 23; bunlar da sırasıyla 8,46; 13 ve 18 inç namluya sahip ve 35 fişeklik orijinal Galil şarjör kullanıyorlar. 7,62x39mm çaplı Ace 31 ve 32 modelleri de sırasıyla 8,46 ve 16 inç namluyla donatılmışlar (bu aynı zamanda AK tüfeklerin namlu boyu).

Temel söküm işlemi sonrasında Galil Ace-N22 belirgin şekilde AK 47 ve Finlandiya yapımı Valmet türevi olduğunu gösteriyor.

Bu modellerde şarjör ağzı da aynen AK modellerinde olduğu gibi çift taraflı kullanılabilen klasik kilit manivelasıyla donatılmış durumda, ama sürgü tutma mandalı (hold open) yok. Gaz sistemi girişi namlunun uzunluğuna bağlı olarak farklı pozisyonlarda yerleştirilmiş ve döküm metalden olan arpacık rampasından yararlanılmış. Bu rampa, M16A1 modelindeki yanları korunaklı post tipi arpacığın bir eşi olan arpacığı barındırdığı gibi, bunu ayarlamaya yarayan yaylı pimi de barındırıyor. Ayrıca alt kısımda, namlunun hemen altında İsrail savunma güçlerince yoğun kullanılan M16A1 modeliyle uyumlu süngü bağlantı kelepçesi mevcut. Rampadan başlayarak ilerleyen gaz sistemi silindirinin bitişiğinde üç adet delik gaz deşarjı için supap görevi görüyor ve ateş eyleminin hemen sonrasında piston hareket eder etmez namlu tarafından çekilen gazı dışarı atıyor. Gaz sistemi silindiri Rus sistemindekinden farklı olarak tüfeğe “T” şeklinde bir kızakla bağlı ve sürgünün ön-üst kısmına açılmış bu kızağın üst kısmında bir de Picatinny kızak yer alıyor. Bu sayede namlu isabet hassasiyetini olumsuz etkileyecek parazit titreşimlerden arındırılmış oluyor.

ÇERÇEVE VE TETİK GRUBU

Çerçeve yüksek dirençli çelikten ve polimerden yapılmış. Üstteki kaplama klasik Galil’den miras ve bu nedenle bükülmüş çelik sac malzemeden. Çerçeve de çelik bir barın CNC tezgahlarda işlenmesiyle imal ediliyor. Tüfeği söktükten sonra çerçevenin iç kısmını inceledik ve alet izlerine neredeyse hiç rastlamadık. Sayısal kontrollü makinelerde yapılan işçilikle çerçevenin iç kısmında sürgü yatağının kılavuz rayları, besleme rampası, sökme butonunun ve üst kaplamanın bloke edildiği yuvalar açılmış. Üst kapak, aynen M16A1 modelinde olduğu gibi Picatinny kızağın diğer kısmına ve hayalet geze de ev sahipliği yapıyor. Hayalet gez “L” şeklinde katlanabilir ince bir plakanın üzerine sabitlenmiş, bu şekilde hedefin uzaklığına uygun açıklığı seçebiliyorsunuz. Bunlardan biri yakın mesafeler için (0-150 metre arası), diğeri daha uzak mesafelere uygun (300 metreye kadar). Çerçevenin alt kısmı ise, silahın ağırlığını azaltmak amacıyla yüksek dirençli siyah polimer malzemeden yapılmış ve kalıcı şekilde üstteki çelik çerçeveye raptedilmiş. Polimer çerçevede tabanca tipi kabza, tetik ve şarjör giriş ağzı yer alıyor. Galil’in sağ tarafında ateş tipini seçen selektörü/ emniyet mandalını görüyoruz. Bunun yeri Ak 47 modelindekiyle aynı; düğmenin iki pozisyonundan “S” (safe) emniyet modunu, “A” (automatic) otomatik atış modunu (mitralyöz atış modu), “R” (ripetition) ise mükerrer, yani tekrarlamalı (yarı-otomatik) atış modunu gösteriyor. Bu sıralama bilindiği gibi Rus tüfeğinde de aynen böyle. Ama manivelanın boyutları küçültülmüş, çünkü AK modellerinde olduğu gibi kovan atma penceresinden sonraki oluğu kapatıp toz girmesini önleme görevini yapmasına artık gerek kalmamış. Şimdi normal bir selektör (seçici) manivela ebadında. Bunun biraz ilerisinde, polimer ve çeliğin birleştiği çizginin altında, sürgüyü açık durumda kilitleme butonu bulunuyor ve buna sağ elinizin işaret parmağıyla rahatça erişebiliyorsunuz.

1. Galil 5,56×45 Ace karabinanın dipçiği ve dipçik pedi görülüyor. Ayarlanabilen yanak desteği de ateş ederken büyük konfor sağlıyor.


2. Arpacık çubuk şeklinde ve yanlarında iri koruyucu kanatlar mevcut. Bu haliyle İsrail ordusu tarafından kullanılan M16A1 modelindekini andırıyor.


3. Diyoptri “L” şeklinde katlanır yapraklı ve sağ-sol ayarı yapılabiliyor.

Burada Galil ile Rus silahları arasındaki farklardan biri daha ortaya çıkıyor: Son mermiyi yaktıktan sonra Galil Ace-N sürgüsü açık durumda kalıyor ve atıcıyı şarjörün boşaldığı konusunda uyarıyor. Yeni bir şarjör takıp kumandasını aşağı doğru ittiğinizde sürgü kapanıyor. Sol tarafta ise kurma kolu var ve burada atıcının elini kabzadan çekmeden, silahı döndürmesine ve sol elinin ayasını çerçevenin üstüne koymasına gerek kalmadan sürgüyü kurabilmesi için çerçevede değişiklik yapılmış, çünkü bütün bu hareketler nişan hattını geçici olarak bozan ve hiza kaybına yol açan eylemler. Hatta dürbün takılı ise, tepeden müdahale hareketlerin gerçekleştirilmesi hiç mümkün olamaz. Bu nedenle üst kapakla çerçevenin sol kenarı arasına uzun bir oluk açılmış, ama bu da silahın kuma, toza ve kire maruz kalma riskini ortaya çıkarmış. Bu sorunu çözmek için yan tarafta ileri geri hareket eden baskı metalden bir siperlik düşünülmüş. Yerine bir çift tel yayla tutturulan bu siperliğin uçları ise yuvarlaklaştırılmış. Kurma kolunun pimi gerilediğinde kapağın yuvarlakla ön kenarına çarpıyor ve bunun her döngüde aşağı inmeye zorluyor. Kurma kulpu öne doğru geri döndüğü ve sürgü kurulu pozisyona geçtiği zaman, yayların ittiği yan kapak yukarı kalkıyor ve üst kapakla çerçeve arasındaki boşluğu doldurarak Galil’in mekanizmasını toz ve kirden koruyor.

Yine silahın sol tarafında, tabanca tipi kabzanın hemen üzerinde ikinci bir emniyet/atış modu seçme mandalı var (bu sağ elini kullananlar için ana manivela) ve atıcının başparmağıyla müdahale edebileceği bir noktada bulunuyor. Bir önceki Galil modelinden alınıp değiştirilmiş bu manivelanın olduğu noktadaki üç sembol üç farklı seçeneği gösteriyor. Tetik grubu AK 47’lerde kullanılan sistem referans alınarak tasarlanmış; horozu çalıştıran çift çelik telden yapılmış sağlam bir yayı var.

Galil’de kullanılan şarjörler 35 fişek kapasiteli ve AK 47 tipi düğmelerle çıkartılıyorlar, bunların merkezi konumdaki manivelası hem sağ hem sol elini kullanan atıcılar tarafından erişilebilir pozisyonda. Ama en son Ace-N versiyonunda M16 modelindeki gibi standart 30 fişekli şarjörler kullanılmış. Şarjör giriş ağzı ve kilit butonu yeniden tasarlanmış ve çift taraflı kullanılabilir duruma getirilerek lojistik büyük ölçüde basitleştirilmiş, bunun da nedeni muhtemelen İsrail ordusunun depolarında büyük miktarda M16 şarjörleri bulunması ve M16 uyumlu şarjörlerin aynı zamanda dünyanın her yerinde bol miktarda mevcut olması. Sol tarafta “S” şeklindeki uzun maniveladan oluşan şarjör kilidi tetik köprüsüne kadar uzanıyor. Sağ tarafta ise daha farklı ve daha köşeli forma sahip, üzerinde tutuş sağlayan tırnaklar mevcut. Bu her iki kumanda da şarjörün hızlı ve rahat şekilde çıkarılmasını sağlayacak şekilde tasarlanmış diyebiliriz.

Tabanca tipi kabza da polimerden yapılmış, oldukça iri boyutta, üzerindeki kertikler eldivenli ellerle bile sıkıca kavranılmasını sağlamak amacıyla düşünülmüş. Kabzanın içindeki boşluk bataryaları, temizlik setini ya da atıcının ihtiyacı olabilecek küçük parçaları koyabileceği bir bölme görevi yapıyor. Bu bölmenin sızdırmazlık sağlayan tipteki kapağı kabzanın tam altında.

1. Çerçevenin ayrıntılı resmi. Örgü telleriyle horoz yayı ve gaz tüpünün “T” bağlantısı görülüyor. Silahın gaz sistemi de Valmet modelinden türetilmiş.


2. Atış modu seçme düğmesi (selektör) başparmakla çalıştırılabiliyor. Polimer çerçeve üzerindeki işaretler, atış seçeneği pozisyonlarının Kalaşnikof mantığını izlediğini gösteriyor: Emniyet pozisyonundan sonraki ilk pozisyon mitralyöz atışı.


3. Resimde polimer kundak ve üzerindeki nervürler görülüyor. İç kısımda ise alüminyumdan yapılmış termik kalkan var.

Bir başka yenilik de dipçikte göze çarpıyor. Bu Ace versiyonunda artık çelik borulardan yapılmış tipik dipçiğe yer verilmemiş. IWI teleskopik bir dipçiği tercih etmiş ve bunun polimerden yanak desteği var, ama dipçik pedi yok. Dipçik dizaynında tercih edilen bu çözüm silahı biraz daha hafifletmeye yaramış, çünkü dipçikten geriye kalan yegane madeni parça ortadaki (oval kesitli) boru. Metal bir plakayla çerçeveye bağlanmış olan bu boru sayesinde atıcı, çelik yelek giymiş olması halinde dipçiğin boyunu ayarlama olanağı buluyor. Ama katlanabilir tipte bir dipçiğin silahın paket donanımında değil de tercihe bağlı aksesuar olarak sunulması biraz tuhaf. Tabii katlanabilir tipte dipçikleri yan sanayide bulmak mümkün ve işin içinde “iş adamlığı” olduğunda İsrailli firmalar bilindiği gibi her zaman “aktif” olurlar. Öndeki korkuluk alüminyum alaşımdan ve polimer takviyeli panellerle kaplanmış, üzerinde tutuşu güçlendirici nervürler var. Bu polimer paneller çıkarıldığında madeni kundak ve bunun üzerindeki ilave optik sistemler takma amaçlı Picatinny kızaklar ortaya çıkıyor.

TEST ATIŞLARIMIZ

Atış testlerini İsrail’de Ramat Ha’sharon’da bulunan IWI tesislerinde yaptık. Bu tesisin kısa silahlara ayrılmış atış poligonunu kullandık ve atışları maksimum 25 metre mesafeye yerleştirilmiş hedeflere yaptık. Bu poligon uzun silahlarla nişan alarak yapılan atışlar sonucu isabet hassasiyetini değerlendirmeye müsait değil ama, her halükarda silahın genel yapısını ve özellikle mitralyöz atışlarındaki kontrol edilebilirlik düzeyini değerlendirmemiz için yeterli oldu. Test sırasında 13 inç namlulu Galil Ace-N 22 modelini denedik ve silahta 4×32 aydınlatmalı iç taksimata sahip IWI dürbün mevcuttu. Dürbünün yakın mesafeli atışlarda bile hiç beklenmedik şekilde işe yaradığını belirtelim.

Iwi firmasının silah teknisyenleri ve eğitmenleriyle kısa bir brifing sırasında silahı önce mühimmatsız şekilde inceledik, evirip çevirerek tarttık ve özelliklerini öğrendik. Şayet M16 modeliyle bir benzerlik söz konusu ise, atış modu selektörünün sorun yaratacağını bilmek gerekir. İstediğimiz ateş modunu seçmekte sorun yaşadığımızı fark eden firma yetkilileri hemen bir tavsiyede bulundular ve bunu birkaç kez tekrarladılar: “Think Kalashnikov” (Kalaşnikof’u düşün). Bu soruna rağmen Ace Galil’in genel ergonomisi tatmin edici diyebiliriz: Silahın terazisi namludan yana kaydırılmış, yani aynen M4 ve M16 modellerindeki klasik konfigürasyon buna da uygulanmış; bu da hızlı atışlarda ya da full otomatik atış modunda iken silahı daha iyi kontrol edebilmenizi sağlıyor. Başparmakla müdahale edilebilen atış modu selektörü, şayet emniyet modundan mitralyöz moduna geçiş yapacaksanız kolay kullanılabiliyor. Yarı otomatik modu seçecekseniz sağ elinizin pozisyonunu kabza üzerinde hafifçe değiştirmeniz yeterli oluyor. Ama birkaç el atış yaptıktan sonra silahı emniyet moduna alacaksanız, bu işlemin hiç de kolay ve konforlu olmadığını belirtelim.

Tetik büyük ve düz satıhlı, işaret parmağının ilk boğumuyla sararak kavranacak şekilde tasarlanmış, bu da “mitralyöz atışı” anlamına geliyor, çünkü tetiğin bu dizaynı yarı otomatik atış modunda işi kolaylaştırıcı sayılmaz. Ama atış modu selektörünün ilk pozisyonu mitralyöz atışına ayrılmış olduğundan, böyle bir seçimin de bir mantığı olduğunu söyleyebiliriz. Şarjörü yerleştirme ve değiştirme işlemleri de M16 kullanmış olanlar için basit sayılır. Sürgü tutma mandalına alışkanlık kazanmak ise biraz zaman gerektiriyor, çünkü bilindiği gibi bu mandal Amerikan tüfeğinde diğer tarafta bulunuyor. Akılda tutulması gereken bir şey var: Dolu bir şarjör taktıktan sonra her seferinde gülü elin işaret parmağını uzatıp tetiğin hemen üstünde yer alan yuvarlak butonu aşağı doğru bastırmak gerekiyor. Parmak kasınızı bu harekete alıştırmanız, yani başka bir ifadeyle kas hafızasını geliştirmeniz lazım. Çerçevenin sol tarafındaki FN Fal tarzı kurma kolu oldukça büyük ve konforlu, refleks hareketle uzanabiliyor ve bu sayede şarjörü değiştirdikten sonra ilk fişeği hedeften gözünüzü ayırmadan sürebiliyorsunuz. Yayla çalışan sürgülü madeni siperlik şeklindeki çözüm ilk başta atış sırasında sorun yaratır gibi gözükse de, ilk atışları yaptıktan sonra öyle olmadığını ve sistemin işe yaradığını fark ediyorsunuz. Çünkü yaptığımız mitralyöz atışlarında birkaç şarjör değiştirdikten sonra bu kapağın halâ sapasağlam yerinde durduğunu fark ettik. Kısaca, Gail’in çerçevesi içindeki sağlam mekanizmayı koruma görevini başarıyla yerine getirmişti. Polimer yanak desteğini doğru ayarladığınızda, dipçik üzerinde atıcının yanağı için rahat bir destek ortaya çıkmış oluyor ve dürbünle ya da dürbünsüz nişan almayı kolaylaştırıyor.

Tetikle haşır neşir olmak için test atışlarına önce yarı otomatik atış modunu seçerek başladık ve nişan alarak yavaş ateş ettik; daha sonra double tap(çift dokunuşlu) hızlı atışlara geçtik. Tetik çok yumuşak ve horozun ilk çentiğine gelmeden önceki tetik ön yolu oldukça uzun. Horoz ise Kalaşnikof geleneğine sadık kalmış olduğundan temiz ve net sayılmaz, ama düşeceği anı kestirmekte zorlanmıyorsunuz. Horozun düşmesi uzun tetik boşluğuna rağmen oldukça yumuşak ve atıcı isabet hassasiyetini olumsuz etkileyecek parazit hareketler yapmak zorunda kalmıyor. Tetiğe double tap vuruşla yapılan atışlar Galil’in namlu şahlanmasına hafif de olsa bir yatkınlığı olduğunu ortaya koydu, ama silahı omzunuza farklı yerleştirip tutuşu daha sağlam yaptığınızda yarı otomatik atış modundaki hızlı serilerde de silahın kontrol edilebilirliği artıyor. Yeni şarjör kilit düğmeleri sayesinde şarjör değiştirme işlemi aynen M16’daki gibi hızlı.

Fotoğrafta İsrail’de Ramat Ha’sharn’da bulunan IWI atış poligonunda yapılan atış testinden bir enstantane görülüyor.

Tabanca tipi kabza eldivenli eller için bile sağlam bir tutuş sağlıyor. Silahtan istediğinizi alabilmek için tetik hariç diğer bütün kumandalara, özellikle de emniyet/atış modu selektörüne kararlılıkla müdahale etmeniz gerekiyor. Mitralyöz tipi atış moduna geçildiğinde ağırlık merkezi namluya doğru kaydığında, sağ omuz biraz yukarı çıktığında ve yanak dipçik üzerindeki desteğine daha sağlam dayandığında, Galik Ace-N polimer diyetiyle zayıflatılmış olsa bile son derece kontrol edilebilir bir silaha dönüşüyor. Yaptığımız denemelerde hedefin kafasına nişan alarak beşli seriler gerçekleştirdik ve bir yumruk çapını aşmayan grupmanlar elde etmeyi başardık.

SONUÇ

Eski versiyona göre daha hafif olan Galil Ace-N, IWI mühendislerinin başarılı çabaları sayesinde yine aynı şekilde sağlam, güvenilir ve esnek bir tüfek ve atışlar sırasında sahip olduğu yüksek vasıfları açığa çıkarıyor. Gövde ve namlu boyunca uzanan Picatinny kızaklar ve yoğun polimer kullanılmış olan haliyle, geçmişi yetmişli yıllara dayanan bu İsrail yapımı silah halen savaş alanlarında güncelliğini koruyor. Özellikle Galil sağlamlığı ve güvenilirliğini ön plana alan askerlerin olduğu kadar, modern Ar platformunda yer alan gelişmelere sahip olmak isteyenlerin de tercih edeceği bir silah. Üstelik Ace çok geniş bir silah ailesi ve Patrol carbine(nöbet karabinaları) tüfeklerden 7,62×51 sniper/Dmr tüfeklere, 8,46 ve 13 inç namlulu 5,56×45 ya da 7,62×39 çaplı Sbr/ Pdw (Short barrel rifle / Personal defense weapon) tipi silahlara kadar uzanan bir ürün yelpazesine sahip. Bu sonuncu tiptekiler şu an Ak 47 modeli silahların ve onların sağlamlıkta eşsiz şarjörlerinin hüküm sürdüğü pazarlara gözlerini dikmiş durumdalar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here