Utaş Genel Müdürü: Abdullah Güzeldere: Amacımız dünya markası olmak!

0
429

Tamamen Türk mühendis ve işçilerin emeklerinin yerli sermaye tarafından bir araya getirilmesiyle üretilmesine rağmen ülkemizden önce yurt dışında ün kazanan UTS-15 hakkında merak edilen soruları UTAŞ Genel Müdürü Abdullah Güzeldere’ye sorduk.

Özel şirketlerin sektörde yer edinmesi sayesinde yerli savunma sanayii son yıllarda oldukça önemli başarılara imza attı. Bu şirketler yalnızca yurt içi tedarikle sınırlı kalmayarak, piyasaya sundukları yenilik yaratan tasarımlar sayesinde uluslararası silah piyasasında birçok köklü şirketle rekabet edebilecek konuma geldiler.

Bu başarılı silah şirketlerinden biri de merkezi Antalya’da bulunan UTAŞ firması. Üretmiş olduğu UTS-15 isimli pompalı tüfek sayesinde UTAŞ tasarım ve mühendislik alanından uzmanlığını uluslararası alanda ispatlamış durumda. Tamamen Türk mühendis ve işçilerin emeklerinin yerli sermaye tarafından bir araya getirilmesiyle üretilmesine rağmen ülkemizden önce yurt dışında ün kazanan UTS-15 hakkında merak edilen soruları UTAŞ Genel Müdürü Abdullah Güzeldere’ye sorduk.

Üretmiş olduğunuz UTS-15 modeli yurt dışında başta ABD olmak üzere bir çok farklı ülkede oldukça fazla beğeni topladı. UTS-15’i ihraç ettiğiniz ülkeler ve toplam satış miktarınızdan bahseder misiniz?

UTS-15 için en büyük pazarımız Amerika Birleşik Devletleri, bunun yanı sıra Kanada, Lübnan, Kazakistan, Ukrayna, Rusya, Şili, Philippinler, Thailand, Fransa, UAE, Malezya, Bangladeş, Yeni Zelanda, Ürdün gibi ülkelere satışlarımız devam etmekte. Toplam satış miktarımız 20.000 adede yaklaştı.

2006 yılında tasarımına başladığınız UTS-15’i 2012 yılında ABD pazara sürdünüz. Ancak bu tüfeğin Türkiye’de satılmaya başlanması oldukça uzun zaman aldı; neden?

UTS-15’i ABD ve diğer yurt dışı pazarlarda piyasaya sürdüğümüz zaman yürürlükte olan TSE standardı ürünümüzü Türkiye içerisinde satabilmemize izin vermiyordu. Bu sebeple belli bir süre boyunca sadece ihracat yapabildik. Ancak TSE’nin 2013 yılında TS 870 “Ateşli Silahlar-Yivsiz-Setsiz Tüfekler-Av, Spor ve Müsabakalar İçin” standardında yaptığı güncellemenin ardından gerekli başvurularımızı yaptık ve izinlerimizi alarak Türkiye satışlarımıza başladık.

Yurt dışında silah satışı yapan bazı Türk şirketler daha yüksek satış rakamlarına ulaşmak maksadıyla pazarlama politikası gereği pazara hakim yabancı şirketlerle ortaklık yapmakta. Sizin böyle bir politikanız var mı?

Yakın gelecekte böyle bir planımız yok. Amerika’da da şirketimizi temsil eden bir ofisimiz bulunmakta zaten. Amacımız Utaş’ı bir Türk markası olarak, kendi isminin gücü ile dünyaya tanıtmak ve kabul ettirebilmek. Bu sebeple yabancı bir şirketle ortaklık yapmayı düşünmüyoruz.

Medyada Amerika Birleşik Devletleri’nin ordusu ve polis gücüne satış yapmak üzere anlaşma yaptığınıza dair haberler yer almaktaydı. Bu konu hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

Amerika Birleşik Devletleri’nde Federal Ajanslara, çeşitli eyaletlerin güvenlik güçlerine ve kolluk kuvvetlerine satışlarımız oldu. Ama bunu dışında yapılan özel bir anlaşma şu an için yok.


Türk Polis Teşkilatında pompalı tüfekler Amerikan Polisinde olduğu gibi yaygın bir şekilde kullanılmıyor. Yalnızca Özel Harekat Dairesi Başkanlığı, pompalı tüfekleri bünyesinde görevli personelin bazı özel operasyonlarda kullanması için envanterinde bulunduruyor. Bu durum Türk Silahlı Kuvvetleri için de benzer şekilde. Sizin Türk Emniyet Teşkilatı’na veya Türk Silahlı Kuvvetleri’ne satış yapma gibi bir hedefiniz var mı? Varsa süreç nasıl işliyor?

Türk Emniyet Teşkilatı’na veya Türk Silahlı Kuvvetleri’ne satış yapmak elbetteki bu sektörde hizmet veren pek çok firmanın gerçekleştirmek istediği bir hedef durumundadır. Utaş olarak öncelikli amacımız her zaman ihracat hacmimizi genişletmek ve ülkemize döviz kazandırmak oldu. Bu sebeple Türk Emniyet Teşkilatı’na veya Türk Silahlı Kuvvetleri’ne satış için bir girişimimiz olmadı. Ancak böyle bir talep oluşur ve ürünümüzün bu talebi karşılayacağını düşünürsek bu konuyu mutlaka değerlendiririz. Çünkü şirket olarak bizi en çok gururlandıran konu, ülkemize gerekli her anlamda hizmet edebilmektir.

UTS-15 gibi özellikle ilk bakışta tasarımıyla dikkat çeken böylesine özgün bir silah üretme fikri nereden doğdu, tasarım sürecinin hikayesini kısaca okurlarımızla paylaşır mısınız?

Smith amp; Wesson ile çalıştığımız dönemlerde, bize taktik amaçlı, fişek kapasitesi yüksek ancak hali hazırda piyasada bulunan tüfeklere oranla daha kompakt bir pompalı tüfek üretip üretemeyeceğimiz ile ilgili bir talepte bulundular. Biz de bu taleplerden yola çıkarak UTS- 15’i geliştirdik. Ancak 2008-2009 yıllarında yaşanan ekonomik kriz sebebiyle onlar bu projeden çekildi. Ürün bize ait olduğu için biz yolumuza Utaş olarak devam ettik.


Yurt dışında piyasaya sürülen ilk UTS-15 prototipleri bir takım eleştiriler almıştı. Ancak daha sonradan UTS-15’de yapılan bazı değişiklik ve geliştirmeler sayesinde bu silah bir çok silah uzmanının övgüsünü topladı. Bize bu iyileştirmelerden bahseder misiniz?


Öncelikle şunu belirtmekte fayda var; biz ürün geliştirme ve iyileştirmeye açık bir firmayız. Evet ilk piyasaya çıktığımız dönemlerde bir takım kalite sorunlarımız oldu. Fakat biz bunları inkar etmedik ve en kısa sürede hepsine çözüm bulduk. Bu sorunların neredeyse tamamı kullanılan malzemenin değiştirilmesi vs. gibi basit çözümlerle düzeltilebilen ve tüfeğin mekaniği ile ilgili olmayan sorunlardı. Tabi özellikle Amerika’da bizi sadece eleştirmek ve karalamak adına yapılan pek çok video da oldu. Ama biz bu tarz videoların varlığına rağmen kendimizi tanıtmayı ve her zaman ürünümüzün arkasında olduğumuzu ispatlamayı başardık. UTS-15 pompalı bir tüfek ve piyasada bulunan pompalılardan farklı bir ürün. Burada devreye, tüfeğin kullanımında bir el alışkanlığı kazanılması gerekliliği giriyor. Biz bu sebeple yaşanan sorunları da en aza indirmek için UTS-15’in el kundağında yaylı sisteme (forward assist) geçiş yaptık. Söylediğim gibi bizim için ürün geliştirme hiç bitmeyen bir süreç ve tek amacımız kullanıcılarımıza en iyisini sunabilmek.


Tamamen kendinize ait bir tasarımla ürettiğinizi söylediğiniz UTS-15’in şarjör mekanizması başta olmak üzere birçok özelliği Kel-Tec firmasının üretmiş olduğu KSG’nin tasarımına benzetilmekte. UTS-15 ile KSG arasında farkları neler?


Öncelikle UTS-15, 70 mm (2,75”) fişek kullanırsanız, 14+1 fişek kapasitesine sahip, KSG ise 12+1. UTS-15’te şarjörler arası seçim yapabileceğiniz selektör anahtarı var. Eğer bu anahtarı, sağ ya da sol şarjörü seçmeden, ortada bırakırsanız bir sağdan bir soldan alternatif besleme yapar ve tüm fişekleri kullanır. KSG’de bu özellik yok, mutlaka bir şarjörü seçmeli ve fişekler bitince diğer şarjöre kendiniz manual geçiş yapmalısınız. UTS-15 bütün konvensiyonel tüfeklerde olduğu gibi boş fişeği tüfeğin sağ tarafından dışarı atar, KSG ise boş fişeği alttan dışarı atıyor. KSG’de UTS-15 gibi bullpup dizayna sahip yani mekanizması dipçik kısmında yer alıyor ancak toplam boyu UTS- 15’den daha kısa ve bu kısalık atış sırasında kullanıcıların elleri için tehlike oluşturuyor. Bu tarz yaşanan kazalarda ellerini ciddi şekilde yaralayan kullanıcıları da maalesef oldu. UTS-15 tüfek içerisine monte edilebilen lazer ve spot ışık alternatifi sunarken, KSG’de böyle bir özellik bulunmuyor.


UTS-15’le ilgilenen birçok kişi böyle orijinal bir tasarıma ve yüksek kapasiteli şarjöre sahip bir silahla benzer yapıda olan ‘yarı otomatik’ modellerin üretilip üretilmeyeceğini merak etmekte. Ayrıca UTS-15’in daha küçük çapta mühimmat kullanan versiyonlarını üretip üretmeyeceğiniz de ayrı bir soru olarak karşımıza çıkmakta. Bu konular hakkında bizi bilgilendirir misiniz?


UTS-15’in yarı otomatiği TÜBİTAK projesi olarak da desteklenmiş ve çalışmaları devam etmektedir. Bu projeyi kısa zamanda hayata geçirebilmek kesinlikle önceliklerimiz arasındadır. UTS-15’in daha küçük çapta mühimmat kullanan versiyonlarına gelince, yakın gelecekte bu versiyonları üretmeyi düşünmüyoruz.


Son olarak UTS-15 ‘Hızlı ve Öfkeli 7’ ile Jurassic Park serisinin son filmi olan ‘Jurassic World’ filmleriyle birlikte son derece ünlü bir bilim-kurgu dizisi olan ‘Fringe’de kullanıldı. UTS-15’in ünü Tayland’da çekilmiş olan ‘Nuea Mek 2’ filmi sayesinde uzak doğuya kadar uzandı. Bu durum Türk silah endüstrisi açısından gerçek bir gurur. Sizin bu tasarım harikası ürününüzü filmlerinde kullanan yapımcı şirketlere UTS-15’i çekimlerde kullanmayı siz mi önerdiniz yoksa film ve dizi yapımcıları bu silahın görsel çekiciliğini doğrudan kendileri mi keşfettiler?


Yapımcılar ürünümüzü kendileri keşfettiler. Daha önce bahsettiğimiz gibi Amerika’da bir ofisimiz var. Orası ile irtibat kurarak ürünümüzü kendi yapımlarında kullanmak için talepte bulunuyorlar. Bizde sizler gibi bu durumdan oldukça mutlu ve gururluyuz.




CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here