BROWNING A5 HUNTER

0
1113

Browning tarafından geliştirilen yeni kinetik sistemli tüfeğini Afrika üveyiklerinde denedik. “Anıtlaşan” eski Auto-5 modelindeki sistem (uzun geri tepmeli gazlı sistemi) teknik birtakım gerekçelerle bu tüfeğin de alt yapısını oluşturuyor. Bu modelde dört takozlu kilit sistemi ve bazı teknik yenilikler var.

Yeni bir av tüfeğinin en azından üretim felsefesi ve mekanik özelliklerini tanımak için altıyüzelli el ateş etmek yeterli olur sanırım. Silahın “ruhunu” anlayabilmek için elbette bir o kadar daha ateş etmek gerekir, ama şimdilik bununla yetinelim.

Browning yarı otomatik tüfeklerin tarihi “telif hakkını” elinde bulunduran bir marka ve bu markanın tutkunlarına yeni bir şeyler sunabilmek için ünlü “Auto-5” modelinin bazı kısımlarını gözden geçirmek istemiş. Yeni A5 kinetik (devinim) sistemiyle çalışan bir yarı otomatik tüfek ve Browning tarafından geliştirilen en yeni gazlı yarı otomatik modellerden Maxus’un yanında yerini alıyor.

Kinetik sistem artık Benelli’nin münhasır yetkisi ya da tek başına sahip olduğu bir patent hakkı altında kullanılan bir sistem değil, ama Benelli tarafından elde edilen bu başarı diğer üreticileri de “akıllıca” kopya çekerek bu sistemi modernize etmeye ve kullanmaya yöneltti. Böylelikle “çekiç kafa” yepyeni bir mekanik mekanizmayla geri dönmüş oldu çekiç kafa , eski Auto-5 modeline verilen isim; bu model İtalya’da ise “yaylı” adıyla anılıyor). Yapılan değişiklikler en azından Browning adına bir takım yenilikler ve imaj parlatma anlamını taşıyor. Başarı için bir şeylerin eksik kalmaması adına, Browning fiyatı da ucuz tutmuş: Bu yazıda tanıttığımız versiyon (ABD’de “Hunter”, Avrupa’da ise “Standart model” olarak adlandırılıyor) 1.559 Euro. Sentetik dipçikli komple siyah modelinin fiyatı ise, düzleri için 1.649 Euro, işlemeli olanları için 1.899 Euro. Belki de el işçiliği gerektiren üretimlerin Portekiz’de yapılması fiyatın aşağıda tutulmasında etken oldu. Bilindiği gibi Browning yarı otomatik tüfeklerini Portekiz’in Viana kentindeki fabrikasında üretiyor ve bu fabrika giderek büyüyor.

Tabanca tipi kabza kalınlığı uygun, modern çizgilere sahip, dip kısmında A5 logosu olan plastik arma mevcut.

Dipçik taban pedi silahı istediğiniz ölçülere ayarlama şansı veriyor. İç yapısı geri tepme efektini aşağı yöne transfer edecek şekilde yönlendirilmiş iç hücrelere sahip.

“Tüfeğin “çekiç kafası” kasanın sırtından yaklaşık 10 mm yukarı yükseliyor ve nişan hattını namlu şeridiyle hizalayarak düz bir çizgi üzerinde kurarak yaklaşık %30 daha uzun hale getiriyor.

Evet, bu tüfeğin atası sayılan Auto-5 modeli ile benzerlik, kasanın “çekiç kafa” formu bu modele de yansıtılarak korunmuş. Ama bu yarı otomatik modern çizgilere de sahip, hatta Bavyera Münih’te üretilen bazı özel yapım otomobilleri akla getiren hatlar içeriyor: Yuvarlak ve yumuşak giden çizgilerin keskin ve sert köşelerle kombinasyonu.

Ergonomisi ise mükemmel. Üstelik Browning markasına has “family feeling”, yani “aileden biri” duygusunu en iyi yaşatan tüfeklerden olduğu kesin. Modelin Avrupa’daki lansmanı için Browning büyük organizasyonlara girişti ve Fas’ta iki gün olarak düzenlediği üveyik avı partisine Avrupalı önemli gazetecileri davet etti. Bu av sırasında gerçekleşen 650 el atışla ilgili olarak okuyucularımıza bu sefer grupman-hedef kağıdı gibi veriler sunamayacağım ama, bu hızlı tüfekle yaptığım atış denemelerine dair çok ilginç izlenimler aktarmaya çalışacağım…

Av partisi temmuz sonunda organize edildi ve hava sıcaklığı tam Afrika’ya yakışır seviyedeydi. Ancak firma tüfeğin piyasaya çıkışıyla aynı döneme rastlamasını istediği için, yazıların bugüne kadar yayınlanmasına izin vermedi.

YAY VE NİŞAN DÜZENEĞİ

Önce çekiç kafa meselesinden başlayalım. Bu her zaman tartışılan ayrıntı sadece estetik amaçlı bir seçim değil. Browning firması tüfeklerinde oldum olası uzun ve göz hizasında olan bir nişan hattı olmasını istemiş, boyun ve omuzlara fazla yük bindirmemeyi amaçlamıştır. Gövde iskeletinin sırt kısmından yükselen kambur 10 mm kadar bir yüksekliğe ulaşıyor ve nişan hattının namlu şeridiyle hizalanarak düz bir çizgiye oturmasını ve normalden yaklaşık %30 daha uzun olmasını sağlıyor. Bu şekilde nişan hattı 700 mm namlu ve buna eklenen 203 mm gövde sırtıyla birlikte toplamda 903 mm uzunluğa erişiyor. Bu dizayn hedefe daha hızlı angaje olmaya ve nişan pozisyonunda daha uzun süreli kalmaya katkı sağlıyor. Gövde sırtında başlayan çıkıntı bütün nişan hattı boyunca devam ediyor ve üzerinde dürbün ya da diğer optik sistemlerin montajı için öngörülmüş kanallar yer alıyor. Tüfekteki esas yenilik ise “Kinematic drive system”. Aslında buna bir yenilik denilmeli mi emin değiliz: Kinetik (devinimsel) çalışma sistemi, döner kafa ile sürgü-iç mekanizma grubu arasına yerleştirilmiş yaya dayanıyor. Aynen Benelli yarı otomatik tüfeklerde olduğu gibi, ateş etme anında tüfeğin geri tepmesi ile sürgü geriye doğru fişeğin gücüne orantılı bir hareket gerçekleştiriyor ve bu şekilde yayı sıkıştırıyor: Yayın sıkışma gücü, hem sürgünün açılmasını belli bir gecikmeyle gerçekleştirmek, hem de farklı güçteki fişeklerin ürettiği basınçları ayar yapmaya gerek bırakmadan kompanse etmek üzere uygun şekilde ayarlanmış.

Sıkışma aşaması sona erdikten sonra, yay sürgü grubunu geriletiyor ve önce boş kovanın atılmasını, sonra da silahın kurulmasını sağlıyor. Bu son iki eylem dipçik içine yerleştirilmiş olan icra yayı ile geleneksel sistem çerçevesinde gerçekleşiyor.

Gövdenin sol tarafı ve kasa takviyesini sabitleyen Torx vidalar görülüyor. Hafif alaşımlı iskeletin siyah anodize gövdesi çok güzel.

Üretici firma bu tüfek için bütün fişeklerle çalışma garantisi verdiği gibi (67 ve 70 mm uzunluğunda 28 gramlık olanlardan 76 mm uzunluğunda 53 gram olanlara kadar), en zor koşullarda 5 yıl veya 100 bin atışlık kullanım garantisi de veriyor. Bu model geliştirilirken 14 adet prototip ile deneme amaçlı 500 bin elden fazla atış gerçekleştirilmiş. Döner kafa üzerinde dört adet kilit takozu mevcut (normalde bunların sayısı iki olurdu). Sürgü geri gitme yolu ise Benelli tüfeklerdekinden 4 mm daha kısa. Tüfeğin sökülmesi gayet basit.

Sürgü grubu yaklaşık 350 gr ağırlığında, döner kafa ve sürgü özel nikel-teflon kaplama sayesinde hızlı ve kire karşı korunaklı (Browning bu kaplamanın söz konusu parçaların yüzde 8-10 arasında daha hızlı hareket etmesini sağladığını belirtiyor). Kilit sistemi takozlarının açılma rampası Bar modeli yivli tüfeklerde kullanılandan türetilmiş, dolayısıyla denenmiş bir sistem ve rakip ürünlere göre yüzde 40 kadar daha kısa.

Şarjörün somunu ve el kundağı. Namlu şeridi soğutma köprüleri olan tipte.

Namluyu şarjöre bağlayan halka.

Sonuç olarak bu modelin sunduğu özellikler, kinetik sistemli yarı otomatik tüfeklerin tipik nitelikleri olan güvenilirlik, az bakım işlemi, güvenlik ve fonksiyonellik.

Namlu kuyruğu ile kundağın şarjörü saran ve kasayla temasta olan kısmı görülüyor.

Sistemin en önemli olumsuz özelliğine, yani geri tepme etkisine gelince, Browning bunu iyileştirmek için hem tüfeğin dengesine müdahale etmiş, hem de 725 süperpoze modelinde çok iyi netice veren Inflex II dipçik pedinden yararlanmış. Browning yetkililerinin verdikleri bilgilere göre, A5 rakip firmaların kinetik sistemli tüfeklerine göre yüzde 25 ile 50 arasında değişen bir oranda daha az namlu şahlanması yapan bir tüfek.

DİPÇİK VE DİPÇİK PEDİ

Dipçik taban pedinde kullanılan malzeme, tüfeğin omuza alınmasını kolaylaştırmak ve elbiselere takılma-sürtünme etkisini azaltmak amacıyla üstte kalan bölümü tamamen düz yüzeyli bir yastıktan oluşuyor. Bunun altta kalan bölümü ise tutuş sağlaması amacıyla tırtıklı yüzeye sahip. Pedin iç yapısı, daha önce de açıkladığımız gibi, geri tepmeden doğan sıkışma etkisini aşağıya yönlendirmek için bu yöne eğimli şekilde dizayn edilmiş küçük hücrelerden oluşuyor. Bu sayede, atış eylemiyle doğan geri tepme esnasında dipçik atıcının yüzünden uzaklaştırılıyor ve daha yüksek bir atış konforu sağlanıyor. Dipçik taban yastığının (ya da pedin) kalınlığı 12 mm. İsteğe bağlı olarak satın alınabilen 20 veya 25 mm kalınlığında olan dipçik pedleri de mevcut ve bu aksesuarlar hem asli görevleri olan geri tepme sönümlemesini gerçekleştiriyor, hem de sezona göre giyilen giysilerin kalınlığına veya atıcının vücut yapısına göre değişebilen morfolojik yapıya adaptasyon sağlayarak atış konforuna katkı veriyorlar. Bu şekilde dipçik uzunluğu maksimum 382 mm ile minimum 363 mm arasında değişen tüfeklerde, ahşap dipçikli versiyonda bu uzunluk 355 milime, kompozit veya camo malzemeli dipçikte 350 milime indirilebiliyor. Benim deneme atışları sırasında kullandığım tüfeğin dipçiği 370 mm uzunluktaydı.

Invector Ds şok tüpleri çelikten yapılmış ve 80 mm uzunlukta. Çevresinde prinç malzemeden sızdırmazlık sağlayan burç var.

Fotoğrafta kırmızı fiberoptik arpacık ile namlu ağzı görülüyor. Namlu Belçika Herstal’de ürertiliyor, standart krom molibdenli çelikten (34CrMo4) ve içi krom kaplama.

Ceviz ağacından yapılmış ve yüzeyi yağla özel işlem görmüş dipçik ve kundak kavrama özelliği açısından konforlu, ama lazerle işlenmiş tırtıklı yüzeyler o denli iyi tutuş sağlıyor ki biraz aşırıya kaçılmış diyebilirim, zira ilk 150 atışı yaparken bir parmağımda “yanık” oluştu.

Özellikle kundak kısa ve dar bir yapıda, en geniş noktası 46 mm eninde. Zayıf elinizi namluya yakın bir pozisyona konumlandırabiliyor ve hassas nişan alabilmek için gözle iyi bir koordinasyon yakalayabiliyorsunuz. Tabanca tipi kabza modern tipte, ele iyi oturuyor ve alt kısmında A5 logosu olan plastik arma var.

NAMLU DİNAMİĞİ

Belçika Herstal’da üretilmiş olan namlu 34CrMo4 standardında krom molibden alaşımlı çelikten, iç yüzeyi krom kaplama, uzunluğu 700 mm (ama 660, 760 ve sipariş üzerine 810 mm uzunlukta namlular da temin edilebiliyor). Namlu iç çapı 18,7 mm ve çelik saçma atmaya uygun şekilde parlatılmış. İki adet Torx vida ile kasanın sol iç tarafına tespit edilmiş olan takviyenin uzantısı yok. A5 (ve diğer bazı modellerin) namlusu için kullanılan “Total barrel Dynamics” tanımlaması bazı elemanlardan oluşan bir kombinasyonu ifade ediyor: Fişek yatağı, geçiş konisi dizaynı (Vector pro), çelik ve işçilik prosesleri, iç geometri, Browning “back bore” felsefesine göre normalden geniş olan namlu iç çapı, Invector Ds şok tüpleri sistemi ve bu tüplerin yuvalarına uygulanan işlemler bir araya geldiklerinde bu tanımlama ortaya çıkıyor.

Tetik formu değişmiş ve optimize eidlmiş. Tetik köprüsü tabanında kolayca müdahale edilebilen emniyet düğmesi mevcut.

Tetik sisteminin temelinde eski Evolve modeli yatıyor. Tetik köprüsü ön kısmında sürgüye kumanda eden düğme var.

Browning namluların iç çaplarının normalden geniş oluşu bir yenilik sayılmaz, ama bu modelde namlu iç geometrisi tamamen gözden geçirilmiş. Fişek yatağından hemen sonra başlayan geçiş konisi çelik saçmaya göre dizayn edilmiş en son Browning namlu modellerine oranla daha uzun (32 mm). Marc Lesenfants önderliğindeki firma teknisyenlerinin hedefi back bore namlularla elde edilen olumlu etkileri daha da arttırmak: Bu sistemle, hedef kağıdındaki saçma grupmanlarında merkezin dışında kalan saçmalarda namlunun çeliğiyle olan şiddetli sürtünmeden doğan deformasyonlar azaltılıyor ve hem daha uniform grupmanlar elde edilebiliyor, hem de hedefin merkezinde toplanan saçma sayısı çoğaltılıyor. Ayrıca atıcının omzunda hissettiği geri tepme etkisi zayıflayarak tüfeğin daha iyi kontrol edilmesi sağlanıyor. Geri tepmedeki azalmanın nedeni saçmaların daha az sürtünmeye maruz kalmaları. Fişek yatağının çapı 20,3 mm olarak açılmış, geçiş konisinin boynundan şok tüplerinin arka kısmına kadar olan mesafede ise iç çap 18,7 mm. Bu uzun konik yapı saçma ve namlu iç cidarı arasındaki sürtünme kuvvetinin azalmasıyla saçmalardaki zorlanmayı ve dolayısıyla deformasyonu azaltıyor, hızlarını ise yükselterek (Browning yetkililerine göre hız artışı 4 m/saniye) penetrasyon (delme) kapasitesini yükseltiyor.

Soldan: Browning üretim müdürü Olivier Lehodey; pazarlama müdürü Martin Boucquey ve outdoor üretim müdürü William Paquay.

Değiştirilebilen tipteki yeni şok tüpleri Invector Ds (double Seal) olarak adlandırılmış ve aynen burada da namlu konusunda olduğu gibi geleneksel Invector Standart ve Invector Plus şok tüplerine göre bir adım ileri gidilmiş. Çelikten imal edilmiş olan Invector Ds şok tüpleri tam 80 mm uzunluğunda, her biri 30,3 gram ağırlığında ve dişlerin olduğu yerdeki et kalınlıkları 1,6 mm, diğer uçlarda ise 0,6 mm. Sızdırmazlık sağlayan segmanın olduğu noktadaki kalınlık ise 0,7 mm. Bu segman özel kesikleri olan, pirinç malzemeden yapılmış elastik bir şerit, namlunun iç cidarına doğru sıkıştırıldığında bir miktar daralarak buraya oturuyor ve barutun yanmasıyla oluşan gazların namlu ile şok tüpleri arasına sızmasına karşı bariyer oluşturarak şok tüpünün temiz kalmasına ve dişleri üzerinde sökmeyi zorlaştıran tipte kir birikimleri oluşmamasına yardımcı oluyor.

Yeni A5’i Fas’ta denerken

Browning yetkilileri, 500 fişek attıktan sonra yapılan kontrolde Invector Ds şok tüplerinin rakip firmaların tüplerine karşı büyük oranda temiz kaldıklarını, diğer tüpler üzerinde gaz yanması etkisiyle oluşan kir birikintilerinin bunlarda katiyen görülmediğini belirtiyorlar. Şok tüplerinin iç geometrisinde, ister kurşun ister çelik saçmaların havada daha az dağılarak yol almalarını ve daha iyi grupmanlar oluşturmalarını sağlayacak iyileştirmeler yapılmış. Tüfeğin paket donanımında yer alan şok tüpleri “improved cylinder 1/4 (****), “modified 1/2 (****) ve “improved modified” 3/4 (**) ebatlarında. Şok daralmasında da gözden geçirme söz konusu ve 15 metreden başlayarak 5 metrelik artışlarla 40 metre mesafeye kadar yapılan atışlarda grupman yoğunluğunun neredeyse %80 oranında 750 mm çapındaki hedef dairesi içinde toplanması sağlanmış.

Namlu yüzeyindeki renk koyulaştırma işlemi son derece başarılı. Yassı tipteki namlu şeridi 6 mm genişliğinde, üzerinde ışık yansımasını önleyici anti-röfle yüzey işçiliği ile soğutma köprüleri var. Arpacık ise kırmızı renkte fiberoptik malzemeden.

KASA VE KUMANDALAR

A5 sökmesi ve takması çok kolay bir tüfek. “Turn key” sistemi sayesinde şarjörü iki fişekle sınırlayan takozun kolayca sökülmesini sağlıyor. Bunun için şok tüpleri anahtarını şarjör tapasının ucundaki yuvaya takıp döndürmeniz yeterli oluyor.

Sürgü iç mekanizmasının askısına gelince, bazen tüfeği tekrar monte ederken icra yayı pistonu ile hizalanmakta zorluk çıkaran bu parça için de çözüm var ve sürgü mekanizmasını bütün halinde tüfeği tam tersine (tepetakla) çevirmek suretiyle yerine geçirmeniz yeterli. Tüfeğin özel tipteki kasası 245 mm uzunluğunda, 65 mm yüksekliğinde ve 35 mm kalınlığında, yani oldukça ince yapıda bir gövdeden oluşuyor. Sağlam ve oldukça derine inen siyah anodize kaplamalı yüzeyiyle çok estetik. Gri boyalı sağ tarafında modeli adı yazılı, yine gri renkte olan öbür yanağında ise firmanın markası yer alıyor.

Tetik sistemi uzaktan uzağa Evolve modelindekini çağrıştırıyor, tetik dizaynı optimize edilmiş. Tetik köprüsünün kaidesinde bulunan emniyet butonu kolayca çalıştırılabiliyor, köprünün ön kısmında yer alan oldukça iri düğme ise sürgüye kumanda ediyor: Şarjör boşken sürgüyü geride bloke ediyor (hold open fonksiyonu), şarjör dolu olduğunda ise buradan bir fişek alıyor. A5’i kurmak için “speed loading” sisteminin (patenti 1952 yılında John Moses’in oğlu Val Browning tarafından alınmış) “plus” versiyonu devreye giriyor. Bu sistem fişeği fişek yatağına sürüyor ve tüfek boş durumdayken sürgüyü kapatarak şarjörden yeni bir fişek alıyor. Kovan atma penceresinin altındaki yuvarlak düğme sürgüyü kapalı pozisyona getiriyor. Şarjörü boşaltmak için, fişek yatağını boşalttıktan sonra besleme penceresinin içinde bulunan fişek tutma koluna müdahale etmek yeterli oluyor.

A5 modelinin yağla işlem görmüş ceviz dipçiğiyle standart versiyonu görülüyor. Ağırlığı 3.050 gram, uzunluğu 1.205 mm (700 mm namluyla). A5 composite modeli (altta) ise komple siyah ve sentetik malzemeli dipçiğe sahip.

ATIŞ DENEMELERİ!

Back bore namlunun kinetik sistemiyle kombine edilmesi ilginç bir yenilik olmakla birlikte, yarı otomatik döngüyü krize sokabileceğinden test etmek gerekli olabilir düşüncesi hakimdi, ama objektif olarak belirtmek gerekiyor ki, A5 mükemmel çalışan bir mekanizmaya sahip. 3 kiloya yakın ağırlığına rağmen kolayca hedefe yöneltilebiliyor. Nişan alarak yapılan atışlarda çok iyi performans sergilediği gibi, bir müddet sonra refleks olarak yapılan hızlı atışlarda da tüfeğe hemen alışkanlık kazanıyorsunuz.

Avda sabah seansı başladığında aniden Fas üveyiklerinin sıralar halinde gökyüzünde belirdiklerini görüyoruz. Zor atışlar yapmam gerektiğini ve bunu biraz küçümsediğimi o zaman fark ediyorum. 50 fişek atacağımı tahmin etmişken, 26 üveyik vurabilmem için 175 fişek yakmam gerekiyor. Öğleden sonraki seans ise daha da kötü bir ortalamayla başlıyor.

8 numara 32 gramlık saçmalı Nobel Sport fişeklerle çok hızlı 3 atışlık seriler de deniyorum. Maalesef farklı gramajlar deneme şansım olmuyor. Bu arada A5’in geri tepmesinin hiç rahatsız etmediğini fark ediyorum. İlk gün 350 el ateş ettikten sonra beklentilerimin tersine omzumda klasik morluk oluşmuyor ve bir gün sonra hiç sorunsuz kaldığım yerden devam edebiliyorum. İkinci gün ortalamamı biraz yükseltiyorum ama yine de istediğim sonuçları alamıyorum. Ama bunda tüfeğin rolü olmadığını belirtmeliyim. Tetiği tam olarak bırakmayan bir atıcı olarak “karavanaların” sorumlusu olduğuma kuşku yok. Neticede tam 650 el ateş ediyorum. Tüfek iyi kuruluyor, gez ve arpacık göze oldukça çabuk oturuyor ve hedefe yönelme gayet hızlı gerçekleştiğinden sonunda namluyu uçan üveyiğin önüne kolayca getirebilimeyi ve bir metreden fazla bir önverme ile ateş edebilmeyi başarıyorum. Özetle A5 çok hoşuma giden bir tüfek oldu. Artık anıtlaşmış bir tüfek olan esinlendiği model ile aynı karizmaya sahip, ama ona nispeten çok daha modern, üstelik “kullanışlı”. Bizim oldukça zor olan iç pazarımızda başarı yakalayıp yakalamayacağını zaman gösterecek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here